30 Ağustos 2009 Pazar

little boxes on the hillside...

* istanbul'a gittim geldim... ne zaman gittim ne zaman geldim gerçi pek farkına varamadım...

* istanbul benim evim olmuş onu farkettim.

* taksim'e bir kere gidebildim o da çin büfe'de yemek yemeye. ama havası bile başka geliyor bu kadar özledikten sonra.

* adama irmik helvası yapayım dedim 7 katlı düğün pastası yapsam bu kadar sevinmezmiş onu anladım.

* çok severmiş o.
özlenir genel olarak.

* canavarlar 1 ayda büyümüşler ama beni unutmamışlar. geceleri hep yanımda yattılar.


video


* yukarıda da kendini parçalayan sally ve onu takmayan harry'i görebilirsiniz.

* öyle işte dün gece döndüm izmir'e... izmir'de güzel öyle demeyin...

---- ama istanbul bir başka güzel.

* bu arada bu ramazan aylarında program yapan ya da ramazan la ilgili bir işle meşgul olan insanlar geri kalan 11 ayda ne yapıyorlar? sezonluk iş gibi.


* adam beni weeds dizisine alıştırdı. hastası oldum. o bilgisayar'ın başından kalkmazken ben de weeds izledim.

--- bilgisayarın başından kalkmazzzzz iken. naber?

**** benim bir arkadaşım var;

kendisi görüşemememiz yetmiyormuş gibi "kaçmıyoruz ya" diyebiliyor.

adı ben de saklı ama kendisi burada.

22 Ağustos 2009 Cumartesi

al ödül, ver ödül.


ödül mimlerine bayılıyorum çünkü böylelikle yepis yeni bloglar tanıyorum.
* yepis yeni.

şimdi bu sefer ödül stuven'den layık görüldü bana kendisine sevgilerimi sunar, başarılarının devamını dilerim:D

şimdi ödüllerimi vermeden önce kendimle ilgili 7 ilginç şey söylemem gerekirmiş.

--- çillerimle çok mesudum, hiç bir zamanda onları sorun etmedim.

--- hamsterımı 1. ayında yıkayarak öldürmüştüm. (RIP eşkıya)

--- vıraklayan hayvanı görünce, adını duyunca çok fena midem kalkıyor.

--- ayaklarım yorgan, battaniye pike dışında uyurum.

--- rakı içemem ama rakı balık ortamına bayılırım.

--- isimleri hafızamda tutamam ama insanların yüzlerini asla unutmam.

--- ayaklarımı dışa basarak yürüyorum. paytak denilen cinsinden. eskiden daha fenaydı annemin uyarılarıyla azcık toparladım.

şimdi de ödülüm kimlere gidiyor;

ayci ruh ikizim o benim... ya da gerçekten ikizim. ya da biriz haberimiz yok.
karamel otur saatlerce sohbet et. doyamazsın, şaraplar aksın gitsin, biz kalalım.
cimbakuka o tam bir dost, abi, yoldaş.
fulya gerçek hayatta tanışmak pek istiyoruz ama denk gelemedik yoksa kafalarımız pek denk.
evren sözcükleri parmağında oynatır, okuyanın parmağı kanar.
gülş okumaktan çok keyif alıyorum onu.
winston wolf "ulan ben de düşünmüştüm" ya da "oha cidden ya" dedirtiyor bana genellikle. seviyorum onu okumayı. pek keyifli canım.


daha bir sürü çok sürü blog var da bunlar ödül giden bloglar oldu. diğerleri zaten almıştır. onların yeri de ayrı tabi.

öpücükler.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

sevdim ben bu mimi.

terssoruisareti yapamıyorum ben!!! ama ondan gelen güzel mimi yaparım...

1- Bloguna neden bu adı verdin?

ocaktan önce çoğu yazımı kendisine yazdığım eski sevgilim kelebekleri çok sevdiğim için buradaki kelebekli zippoyu almıştı hediye olarak.
ondan sonra da kelebekli figurler, resimler, desenler hayatıma girdi. isim de oradan geliyor.
Tümünü Yasla
2- Blog yazarken star tribiyle istediğin, olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?

taslak yapmam, taslaklara yazı yazmam. kasarak şunun hakkında yazayım demem çünkü yazamam. bir de her zaman müzik açıktır.
yazılarımı wordpad de yazar kopyalar yapıştırırım.

3- En son satın aldığın garip şey.

közmatik!:D

4- Şeker gibi olduğun anlar.

periyodumun ilk 2 günü.
sevgilimin yanında uyanırsam onun dışında yaklaşmayın uyandığımda.
alışveriş sonrası.

5- "Arkadaşım artık sormayın şunları" dediğin şeyler?

"istanbul'a alıştın mı?"

6- Seks'in sendeki rengi?

siyah. kumaşı da saten.

7- Aynaya bakınca gördüğün?

menstrual dönem öncesi tam bir ucube.
onun dışında iyi anlaşıyorum kendimle.
çillerimi her seferinde gördüğümden iyi geçiniyorum onlarla.

8- "Kendini okutan blog" dediğin?

takip ettiğim bir sürü blog var. bunun dışında moda bloglarını seviyorum ve her gün takip ediyorum.
sürekli özel konulara girenlerden sıkılıyorum. komik blogları daha çok seviyorum. bir de güncel konulardan bahsedenleri seviyorum.

9- Bu blog sahibi/sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler.

istanbul; taksim: istiklal'in çoğu yeri özellikle ekvator, bibuçuk, line, jolly joker balans, cuba bar, nevizade yol üstü bir masa.

bağdat caddesi; midpoint, starbuck's, gloria's jeans coffee, bibuçuk

izmir; karşıyaka çarşı. böcük...
alsancak; sunset, o kalabalık barların olduğu sokak sardunya olan hani. manje.



mim tabiki de efsa ya:D

ikinci edit ise damla için...

18 Ağustos 2009 Salı

beyaz don kırmızı don donlar arasından gelir.

* sol görüşlü insanlar toplanıp bir action içine girerse ve benim de bir gazetede işim olursa SOLbastı başlığını atacağım...

--- cidden bazen çok boş vaktim oluyor böyle şeyler düşünmek için.

* kuzen'imin düğününde kolbastı çaldı. cidden.
biz de komik komik zıpladık, kolbastı taklidi yaptık. ahahahhaha:)


* ne garip adam ne garip adam ne garip adam
öpsem anlamam,tatsam anlamam
bıdırdasam anlamam

*** vodafone reklamında tugay oynuyor ya o adam çok yaşlanmış ya üzüldüm ben...


** beckham'ın donlu evet çamaşırlı değil donlu fotosu kalktı cancazım.

ben de beyaz'ın beyaz donlu fotoğrafını koyuyorum şimdi.

---- cancazım... beyaz gömlek.

** lerzan mutlu- hançer şarkısını neden Demet Akalın söyleyip yazın hiti haline gelmedi ki?! olmadı lerzan olmadı demet.

"evet lerzan mutlu dinliyorum boş vakitlerimde"

# feanor'um gidiyor zaten çok özlerim ki ben onu....

iyi yolculuklar kuzum. hem oranın insanları çok güzelmiş:)

17 Ağustos 2009 Pazartesi

dürterim.

google'da görsellere adımı soyadımı yazdım...

ilk ben çıkıyorum... çok heyecanlı...


şimdi bunu okuyunca herkes deneyecek...
ben de çıktım ben de çıktım diyeceksiniz...neden?
çünkü ilk face'ler çıkıyor zaten...

yani hiç bir numara yok.


* ayrıca ben geldim.
yol yorgunluğu işte...

* oralarda yazacak bi' sürü şey bulmuştum. unutmamak için not almayı unuttum...

* isan mimin geliyor yarın.

13 Ağustos 2009 Perşembe

gibisinden

kuzenimin düğünü var... edremit'teyim o yüzden...

ama Van'da olan değil ama balıkesir'de olan... zaten biz buralıyız. yani annem babam buralı...

esasında ben ankara'da doğdum izmir de oturuyoruz ama istanbul'da okuyorum ben... falans...

neyse bu kadar gereksiz bilginin ardından diyeceğim şudur ki;

salı gününe kadar yokum efenim...


adam'ın dediği gibi öyle "o bar senin bu bar benim" de gezmiyorum... sabahları direksiyon sallayıp evime ekmek getiriyorum... dolmuş şöforü oldum ben...


hadi beckham-mechamcılık oynayalım...

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Kalktim, kendime kek yaptim...



kelebenk gecenin bu saatinde n'aptı? kek yedi...

çünkü sıkıntıdan saatin 11 buçuğunda kek yapmaya kalktı.

bir güzel olmuş ki anlatamam... daha ilk kekim bu arada...

nasıl yaptığıma gelince...

malzemeler;

2 yumurta
1.5 su bardağı şeker

yarım su bardağı sıvı yağ

1 su bardağı süt
1 paket vanilya

1 paket kabartma tozu

3.5 su bardağı un

2 orta boy havuç

1 su bardağı ceviz içi

1 çay kaşığı tarçın


yapılışı;

1) 2 yumurtayı çırpın azcık, sonra şekeri ekleyin beyazlaşıncaya kadar iyice çırpın.
2) bu arada annenize bağırın; "annneeeeeee cevizleri döver misin?" diye. burada anne yerine baba, sevgili, ev arkadaşı kullanılabilir.
3) sonra karışıma sütü ekleyin karıştırın, yağı ekleyin ve sonra vanilyayı ekleyin.
4) bu arada "ulan havuçlar rendelenecekti" deyin. o arada babanız falan üşenebilir! o yüzden hemen havuçları rendeleyin.
5) sonra karışımınıza geri dönün içine kabartma tozunu ekleyin, karıştırmadan 2-3 damla limon ekleyin.
**** var ya bence bu sırf o köpürme action'ını görmek için:):)
6) sonra havuç rendesini ekleyin karıştırın. sonra yavaş yavaş 3 buçuk bardak unu ekleyerek karıştırın.
7) sonra cevizle tarçını ekleyip çırptıktan sonra yağlamış olduğunuz kaba dökün.
8) 180 derecede (artık fırınınızın keyfine göre) 40-45 dakika pişirin. piştikten sonra üzerine pudra şekeri pıt pıt edin.



işte bu kadar yanında kahve çok güzel gidiyor demedi demeyin...

11 Ağustos 2009 Salı

sallaaaa!




şarkıları uydurmam meşhurdur...

severim yani onlara yeniden söz yazmayı... yanlış anlamaktan değil yaratıcılığımı seviyorum...

atiye'nin yeni şarkısını çok seviyorum hani SALLA olan...

geçen baya kalabalık oturuyoruz ben sesli sesli şarkı söylüyorum dalmışım...

"DÜZENİ yolla, istersen dönsün sonra"

dedim, dememle farketmem ve abimle göz göze gelip kopmamız bir oldu.

* ama gerçek fikrim bence de düzen yollanmalı...

* ayrıca bahane bo* dior evet bunu yapıyor...

* wwwiiiiwuuup diye bir ses var ya onu seviyorum.

bırak


kaçan bir insanı tutmaya çalışırsanız düşer ağzını burnunu kırar ya;

işte o sebeple...
bırak!
....
ben koşuyorum şimdi.

bırak ki;
düşersem en azından

ağzımı burnumu kendim kırdım diyebileyim.



10 Ağustos 2009 Pazartesi

bil hadi.


boşluğun;

hiç bir zaman dolduramayacağım bir bulmacadan ibaretti.

harf bulsam, kalem olsam

boşluklar hiç bitmedi...




*yok ya!...

07 Ağustos 2009 Cuma

o bir temel içgüdü.


deselerki 50 yaşında böyle olacaksın bir tarafımla katıla katıla gülerim sanırım...

yani bir kusur arıyorum, bulamıyorum...

"o kadar photoshop la ben de öyle olurum" diyenlere de lafım;
50 yaşında bırak photoshop'u isterseniz fotomontaj'la böyle olun alnınızdan öperim sizi.

ya aramızdaki yaklaşık 30 yaştan utandım o derece.

yuh;
asıl foto


**** bu pozları 50. yaşı şerefine fransız Paris Match dergisine vermiş..

çeşme'ye aşık olmam için 10 nedenim.


1) izmir'e yaklaşık 1 saat olduğundan yol yorgunluğu, yol sorunu ve trafik çekmiyorum.

2) en yakın arkadaşım gizem'in yazlıkları orada:)

3) gizem'in yazlıklarının havuzu var:)

4) babylon alaçatı'da her pazar salsa rüzgarı beni benden alıyore.

5) 3-4 kadın full makyaj, güzelce giyinip çıkıp hiç bir laf yemeden eğlenebiliyoruz.

6) langırt oynayıp deli gibi gülebiliyorum, yeni arkadaşlar ediniyorum. bknz. ege çubukçu'nun sesiyle eriyip, tetik'in esprileriyle kendime gelebiliyorum.

7) rakı-balık fikriyle gidip; orada bira-meze yiyebiliyorum.

8) Ata adındaki birinin suratına "göbeğini ata ata uludağ limon ata" diyebiliyorum.

9) OTTO'da metrekareye düşen 3-4 güzel kadın ve yakışıklı adam arasında süper eğlenebiliyorum. saatler geçtikçe o sayı artıyor:)

10) gece serinleyince rahat rahat uyuyabiliyorum.


çeşme negzel negzel şey...

bir de;

alaçatı daha bir negzel negzel şey..
shaka bar'a gidin. zırpt.

01 Ağustos 2009 Cumartesi

akışına bırak


umursamadan yaşamak hayatı, biraz hayatın kendisini yaşamasına izin vererek...

akışına bırak derlerdi eskiden anlamazdım... zannederdim ki tamamen bırak, yani unut gitsin;

meğerse öyle değilmiş hiç;
içinde yaşarken bu anı düşünmek, gerisini bırakmakmış...
bu aralar onu yapıyorum; geçmişimi ne kadar çok düşünsem ve üzülsem de şimdi için mutlu oluyorum...

ve gelecekle ilgili çok büyük kaygılarım yok artık mutlu ve huzurlu bir insan olmak dışında...

insanlar gördüm sebepsiz yere çekip gidebilen ve sebepli yere sırf kendi çıkarları için sevgi gösterilerinde bulunan... onlar gibi olmadım, olmayı da hiç bir zaman düşünmedim... gerçek olsun, dürüst yaşansın istedim her şey ve sırf bu yüzden bazen sevilmedim. ama bu oyunda başrolde olmaktansa arka planda kalmayı tercih ettim.

sigara içmiyorum 2 gündür;
sigaranın yerini doldurmak isterken, sevgilinin boşluğu daha fazla büyüyor.

ve bir kahve gözlerimin dolmasına sebep oluyor... tek değil on tane yapsaydım diyorum içten içe... bir çift ve tek bir sevgi sözcüğü için "ellerine sağlık, hayatım."
kaynar su ve göz kararı kahvede buluyorum mutluluğu o anda. demek ki hiç de büyük şeylere gerek yokmuş.

sonra kavun peynir'in yanında rakı değil kendimi sunmak istiyorum, o anlamasa da saki iken mey oluyorum.

ve bir şarkı mırıldanıyorum... içimden gülmek geliyor;
söylememe mi gülsem yoksa şarkını sözlerine mi karar veremiyorum?


"man, i told you, you know, if i find her, i really, i, i mean, i'll kill her, for real! it's like for sure, you have to know, uh, i mean, you know, i can do it, man, i'll kill her."


Template by:
Free Blog Templates