14 Ekim 2009 Çarşamba

hoşcakalın!

"her şeyi tadında bırakmak lazım" sözünü çok severim ama genelde çoğu zaman yapamam. ama bu sefer içimden bir ses bunu yapmam gerektiğini söylüyor.

bu aralar çok yorulduğumu hissediyorum ve biraz kendi kabuğuma çekilme ihtiyacım var...

beni takip eden herkese çok teşekkür ederim... ben gene kelebenk olarak sizleri takip edip, yorum bırakmaya devam edeceğim... ama blog yazmayı bırakıyorum.

burası benim için bir kaçış, bir unutuş noktasıydı... 1 buçuk yıldır hayatımın kocaman bir parçasıydı hatta. ama artık çok afişe olduğundan üzüntülerimi, kırgınlıklarımı, kızgınlıklarımı yazamıyorum... yazamadıkça da 34439403490439 tane duygu, düşünce, his birbirine giriyor ve beni hapsediyor.

çok güzel arkadaşlıklar, dostluklar edindim herkese çok teşekkür ederim...
bu demek olmuyor ki tamamen kopuyorum sizlerden;

e-mail adresim esraaazra@gmail.com her türlü mailinize cevap atarım...

yolculuğumuz burada sona ermiştir... demiştim ya; insanlık için küçük ama aşk için büyük bir adım diye…
umarım hayatınızdaki gemi rotasından hiç sapmaz... sola çeksin varsın gemi, unutmayın sol iyidir!

23 Eylül 2009 Çarşamba

ben de garibim de o anormal.

* vodka miktarıyla karaoke yapma olasılığınız doğru orantılıdır.

* 2,5 buçuk yaşındaki bir insan küfür olduğundan söylememesi gerektiğini bildiği halde söylemek için (bıdı bıdı) demiyorum! diyor... kızmak yerine aferin diyoruz. bizden zeki çıkması canımı sıkıyor:)

* yavaş yavaş hazırlanmam lazım benim istanbul için ama gider ayak gitmek istememe sendromumun baş gösterdi.

--- istanbul'u deli gibi özlemem çok ayrı bir mesele oluyor böyle durumlarda.

* bir bayram da geçti gitti. harçlıklar kalktığından beri kalmadı o eski havası.
artık ben de diyebilirim "NERRRDE o eski bayramlar?"

* bu arada Gizem istanbul' a geliyor ardımsıra, 6 gün istanbul için geniş çaplı güvenlik önlemleri alınabilir bizden dolayı. bir araya geldiğimizde enerji patlamasına maruz kalıyoruz da...

--- istanbul'daki yeni hayatımın hayırlı uğurlu olması sebebiyle gelmesi iyi oluyor hatta.
--yeni hayat.
- her yerde kar var kalbim kimin bu gece?

* blogger bugün toparlamış kendini pek sevindim.
---darısı benim başıma.
--dinimiz.amin.


--------------------------------------------------

--- geçen bir ceket beğendim. çok güzeldi. sonra gece uyuyamayıp 4'te kalkıp anneme o ceket neden o kadar pahalıydı diye sordum. böyle de takıntılı bir insanım.

- şimdilik böyle işte...

18 Eylül 2009 Cuma


diz çökerim ben bağlarımı bağlamak için ayaklarında, yanlış anlarsın da ondan korkuyorum.

sen de gittin ya; bir canım kaldı bir de çelik jantım.

concon değiliz biz reina da eğlenelim, tek eğlencemiz mola yerlerimiz.

seni sevdiğim kadar param olsaydı şimdi kamyon yerine tıra binerdim.

kamyoncuyuz biz, tırımız yok diye kız vermediler.


sevgilerimle...

türk kamyoncular derneği ilk kadın başkan adayı
kelebenk

16 Eylül 2009 Çarşamba

hiç de öyle değilmiş.

çözülürken bağlarım ayaklarında,uzaklaşamadım bir süre... kaldım karşında sana baktım, seni görme isteğiyle;

tanıyamadım.

çok farklıydın ama farkın sakalını kesmenden çok daha farklıydı. sigara tutuşun aynı ama söndürüşün farklıydı. kahve içişin aynı ama kahvenin kokusu farklıydı. hele dokunuşun aynı ama iç çekişin çok farklıydı.

kim değiştirmişti seni? kim sakalını kesince daha yakışıklı olduğunu söylemişti? ama olmamış işte... sakal sana yakışıyor sakalsızlık değil, sigarayı üstünden bastırmak sana özgü yandan değil. kahven süt kokmamalı ve iç çekişin bensizlikten olmalı tensizlikten değil.

neyse yani diyeceğim seni biri çok fena kandırmış. hem kahvesi de hiç güzel olmamış. teni de ipek falan değilmiş.


-----------------








haaa sen o değil misin?!
pardon...

sonbaharın hüznüne kapılmak.


yaz bitti diye seviniyorum ilk defa... ama kış gelmesinde istiyorum bir yandan.

sonbaharda kalabiliriz sonra ilkbahar gelir süper olur.

şimdi hırka mevsimi.
giy body, giy t-shirt al hırka üstüne mevsimi.

bu aralar yazı yazamıyorum canım dostum gizem'in yorumu "o kadar dolusun ki her şey birbirine geçiyor" oldu. o kadar haklı ki, beni benden daha iyi tanıyor aslında.

sonbahar gelirken melankolisini, hüznünü yanında getiriyor sanırım. özlemlerim artıyor yeniye, eskiye, olana, olmayana.

iki gün önce Soysuzlar Çetesi'ne gittik gizem, ezgi ben 3 dost. orada buldum huzuru, hiç bırakmak istemedim, hiç özlemedim gerisini ama biz ayrı şehirlerdeyiz. ezgi ankara'da gizem izmir'de ve ben istanbul'dayım. bir araya geldiğimizde zaman duruyor, yetişemiyor bize. ve ben bazen sadece o zamanda kalmak istiyorum tüm sorunları unutmak adına.

bu aralar pek iyi değilim... umut ettiklerim olmuyor, istediğimi elde edemiyorum. tüm her şey yalan geliyor, bahanelere ve yalanlara inanmış gibi yapmaktan sıkılıyorum. o kadar her şeyi kafamda tutuyorum ki unutmak nedir bilmiyorum. bu yüzden televizyon açık olmadan kendimi oyalamadan uyuyamıyorum... ne dediğimi bilmiyorum insanları kırıyorum sonra insanları kırdığıma yanıyorum.


sonuçsa basit uykusuz kalmaktan yoruldum artık çok. kafamı boşaltmak için daha ne kadar yazmam lazım diye düşünmek istemiyorum.... hatta ben bu aralar yazamıyorum.



klavye aynı klavye yaparsın!

10 Eylül 2009 Perşembe

alış-veriş anti-depresandır.

bu tatil o kadar uzun sürdü ki;

farmville
delisi oldum zaten ondan kalan arta zamanda değişik şeyler yapmaya başladım mesela;

el işleri falan yapmaya başladım. evde otur otur nereye kadar:)


bu akşam bu gülleri yaptım. ilk kez denedim böyle bir şey. hoş şeyler bunlar:D tak body'e tak , gömleğe, tak saça ...

---- 2 haftadır aşk-ı memnu izliyorum evde olduğum için.. koca sezon hiç izlememiş olmam hiç bir şey değiştirmedi ve 2 bölümde çözüldü her şey. ama hemen tepkilerim yerine oturdu.
"anam sen gören beşirmiş!" ahhh bihter'i görüyor musun puhhhh" " ayy adamcazım sen daha dur, kadın arkandan ne işler çeviriyor" şeklinde tepkilerim oluşmaya başladı.

----- iki gün öncesine kadar keyfim pek yerinde değildi. dün alışverişe çıktım biraz düzeldi:)
*** ileride toplu seanslar yapacağım; toplayacağım kadınları doğruca alışveriş merkezine...

# kelebenk en nefret ettiği renk sarı olduğu halde neden sarı ayakkabı alır?

a) indirim vardır
b) morali çok bozuktur.
c) ayağını güzel göstermiştir. (topuklu da)
d) hepsi

# save the planet çantamı da aldım. çok istiyordum bu aralar.

# bilmiyorum beğenir misiniz ama ben geçen sezon bu ayakkabıları çok beğenmiştim... %50 bulunca dayanamayıp aldım. allam şeker gibi.


--- hanımın çiftliği başladı. ama ben kendi çifliğime face'e bakmaya gidiyorum.

07 Eylül 2009 Pazartesi

yanlış alarm kırıklıkları.


*** geçen gece farkettim ki bizim ramazan davulcusu motorla geçiyor... gülmekten öldük hatta alkışlamalıyız diye düşündük ama 9. kattan duyulmaz diye vazgeçtik...

--- hani şöyle sepetli motorlar var ya orada oturuyor yanında da birisi motoru sürüyor... komik bir şey.

*** ama bence artık bir an önce ramazan davulcuları kalkmalı ya da güzel bir şeyler çalmalı çünkü korkuyorum ben ciddiyim.
çocukken daha çok korkardım.

*** ramazan'ı kışa sabitlerlerse çok sevineceğim. müftülüğe dilekçe yazacağım bu konuda:) yani yaz tatilimiz vardı onu da ramazan yedi.

----- örtmenim tatilimi ramazan yedi!!!

*** ya böyle yanlış anlaşılmalar oluyor ya bir şey zannediyorsun ama o doğru değilmiş falan. kötü oluyor.
anlaşılması zor bir şey oldu farkındayım;
yani misal eski sevgilinizin sizi aradığı bir gün de bir de single olduğunu görüyorsunuz ama öyle düşündüğünüz gibi olmuyor falan. ama falan yani. örnek olarak.

*** geçen gece sufleyle evleneceğimi açıkladığım ve hiç birinizden tebrik alamadığım yazımın öncesinde rahatsızlanmıştım ve acile gitmek zorunda kalmıştık. işte o gece ben yanımda olmasını istediğim bir insanı çok arayıp ulaşamamıştım. işte o anda farkettim ki insan her zaman yalnızlığı kabullenmek zorunda, öyle birine ihtiyaç duymamalı... çünkü öyle anlarda ulaşamayınca daha çok koyuyor.

neyse paylaşmak istedim sanırım. ya birilerine ihtiyaç duymayın ya da ne olursa olsun gelen telefonları açın.

*** bir öyküye başladım. yakında tamamlarım ilk defa bir anda değilde bir kaç gün de tamamlanacak bir şey olacak. ben çok heyecanlıyım. nedense?!

yukarıda ki fotoğraf alakasız ama çok hoşuma gitti ondan koymak istedim.

* istanbul'u özledim çok fazla. bitti.

06 Eylül 2009 Pazar

düğünüme beklerim 11.11.11.


Your dream future : 1 JOB / 1 CITY / 1 CAR / 1 HUSBAND or WIFE / 1 PET
1. Psychology
2. Istanbul
3. Alfa romeo 147
4. sufle
5. American Cocker Spaniel

meali;

hayalinizdeki; iş, şehir, araba, eş, evcil hayvan ve benim cevaplarım sırasıyla...

evet bir sufle'yle evlenmek istiyorum ciddiyim! hatta bu gece daha bir ciddi gördüm kendimi.

5. de sally bu arada. onu aldatmak yok!

----- suflenin bile sert görüntüsünün altında yatan duygusal bir şeyler var -----

05 Eylül 2009 Cumartesi

esasında içimden gelen bir şey de yok.

** bu aralar bir sürü giriş var aklımda ama bir türlü gerisi gelmiyor...
kalemim kırık kalbim kadar gibi cümleler kurmayacağım ama demek istediğim aşk kokan eylemler pek kokmuyor mu ne?!

* ayci nerelerdesin sen?!

* weeds 5. sezon 3. bölümdeyim...

spoiler
---------------------
---- nancy botwin daha ne kadar hem bu kadar güzel olup hem de kendinden nefret ettirmeyi başarabileceksin?!----
ayrıca 3 oğlan çok başarılı! ben de iki tane istiyorum! zamanı ve kişisi gelince.
---------------------

* hayatta en çok istediğim şeylerden birisi de;
resim yapabilmekti... olmayınca yetenek olmuyor işte...

--- biliyorum bunu daha önce de dile getirmiştim... işte o derece çok istiyormuşum.

* ehliyet sınavından geçtim. rahatladım. şimdi araba isteme ve babamın başının etini yeme ayları başlıyor.

* burnumdaki hızmayla oynarken başka insanlar burnumu karıştırıyorum zannederler mi endişesiyle karşı karşıya kalıyorum.

* moda ve makyaj bloglarına bayılıyorum ve saatlerimi geçiriyorum. ama çok tehlikeliler benden söylemesi. yani öğrenci insanlarız öyle her dakika para şey yapmıyorum ki çıkıp alışveriş yapabileyim. falan.

* ayrıca görüşmek istediğim çok insan var ama çok üşengecim. evet.

edit: yarın güzel bir gün olacak.. içime doğuyor.

01 Eylül 2009 Salı

hanım koş sonbahar gelmiş.


** şaka maka sonbahar'a girdik... dökülen yapraklar tek başına yaşanan! romantizmler falan var sırada.
gereksiz bir hüzün, ama güzeldir yüzün falans...
FD özledim lan.

*** facebook'tan mehmet aslı aslı adlı kişiden gelen mesaj;

slm yedıtepde ımı okuryzun

şimdi neresine güleceğimi şaşırdım çok ciddiyim. okuryzun favorim.:)

ayrıca yeditepde de okumuyorum.

* ev dialoglarından;
abim.. bu dolmayı kim yapmış?

ben.. dolma karan new york.

* ev dialogları iki;

eve gelen turkcell de çalışan çocuğa annem soruyor;
şimdi ben VADAFON'u arayınca çok mu yazıyor?

abim;
anne vodafone sa çok yazar da vadafone sa daha çok yazar...

annem;
zaten ben o vadaaa bebeklerini hiç sevmezdim bilinç altıma işlemiş.

---- gördüğünüz gibi ailede herkes psikolojiyle içli dışlı:)

* rüyamda okan bayülgen'in sanat okulunda oyunculuk dersleri alıyordum.
sonra oynadığımız bir oyunun videosunu izliyorum baya baya güzel böyle diyorum ki kendi kendime "yahu bu replikleri ben mi söylemişim:)"

* yeni bir kitap okuyorum Mike Gayle'in adı " Otuzu Devirmek " hani belki otuzu deviren insanları daha iyi anlarım diye... yıh yıh...
bridget jones'un erkek versiyonu diyor zaten.
kitapta güzel olan film gibi olması yani bildiğin kendi yönetmenliğimi yapıyorum bunu okurken...
akıyor gidiyor işte kitap...

--- mike gayle zenciymiş şimdi google'da araştırırken gördüm... ama ben böyle sarışın falan... neyse şimdi daha zevkli olacak kitap...

*** telefonumu balkondan aşağıya düşürmek istiyorum... aşağı inip almam bile o derece!

--------------------------------
biliyorum yandı gemileeeeeer, beni gören seni bana dilerrrrrr....

belki de kapına dayandı çoktan yenileeeeeeeerrrrrrr.....

--------------------------------

selam murat dalkılınnnnç... kılıç değil kılınç! maşallah çocuğa.

Template by:
Free Blog Templates